Haber Gazetesi

BAYRAM TÜRKÜLERİ

Osman KARA - 26.10.2012

 

“Türküz türkü çığırırız” demişti Sivas yaylarının yürekli yiğidi koca Veysel.  “Türklerdir bizim atamız/
Halis Türküz kanı temiz/ Şarkı gazeldir hatamız/ Türküz türkü çığırırız/ Bayramlarda düğünlerde/ Toplantıda yığınlarda/ Sıkılınca dar günlerde/ Türküz türkü çığırırız…” O büyük ustanın engin yüreğinden sazının tellerine dökülen bir yiğit ses, ezelden gelip ebede giden bir milletin hukuk metinlerinde değil ama gönüllerinde ve beyinlerinde yazılı anayasası: Türk olmak ve türkü çığırmak…
 
“Bayramlar düğünlerde/ Toplantılarda yığınlarda/ Sıkılınca dar günler/ Türküz türkü söyleriz” diyen büyük usta, nur içinde yatsın. Tam da türkü zamanı, bir yanda bayramın meserreti öbür yanda dış saldırılar ve ihanetlerin isyanı. Gel de türkülerin isyanına sığınma gel de türkü çığırma. Derdimiz o da değil, türkülerden bir demeti buram buram Türk, buram buram Anadolu kokusunu sizlerle paylaşmak.   
 
Bir Erzincan/Tercan türküsü çalınır radyolarımızda; alem eğlenirken dertlilerin oturup dertleşmesini dillendirir Davut Sulari’nin dizeleriyle. “Bugün Bayram Günü Derler Alem Eğlenir/ Sen Bizim Yaylaya Gel Başın İçin/ Dertliler Oturmuş Derdin Söyleşir/ Etme İntizarı Gül Başın İçin” der. Dertli Anadolu’nun sesidir bu türkü. Dertlerin paylaştıkça azaldığına inanan insanların sesidir.
 
Türk Halk Musikisi'nin büyük derleyicisi ve bugünlere taşınmasının büyük mimarı rahmetli Muzaffer Sarısözen’in derlediği Urfa türküsü “bayramı güzeller düğünü” olarak niteler. Güzele tutkusunu “Urfalıyam ezelden/ Gönül geçmez güzelden” diye söze ve saza döken Urfalıdan da başkası beklenmez. “Bugün Bayram Günüdür/ Güzeller Düğünüdür/ Herkesin Yüzü Güler / Bana Seyran Günüdür”
 
Bayram güzeller düğünüdür ama aynı zamanda mübarektir ve sadece insanlar değil, “dağlar, çöller, bağlar, dallar, cennette huriler, gökte melekler” bayram eder. Daimi’nin Kızılırmak türküsü bunu dille getirir. “Kızılırmak can incitme sen bugün/ Mübarek günlerdir sel bayram eder/ Kitabın kavlince dağlar al giymiş/ Karışmış çiçeğe çöl bayram eder/ Bülbül ile saka hep uçan kuşlar/ Gece üç aylarda figana başlar/ Eser yel eğilir dallar ağaçlar/ Mübarek günlerdir dal bayram eder/ Yavru şahin bir kekliğe salaklar/ Dökünce cığasın göksü yelekler/ Cennette huriler gökte melekler/ Mahlukat sevinir kul bayram eder.”
 
Anadolu’nun yetiştirdiği son büyük halk aşığı/halk şairi rahmetli Abdurrahim Karakoç da şiirinde “eski bayramları” hasretle anar.  
“Bu bayram mı aman çok ayıp/ Çocukken gördüğüm bayramlar hani/ Mübarek elleri öpüp koklayıp/ Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani/ Hani ya o özlem hani ya o tad/ Ne dışım kaygusuz ne içim rahat/ Haftalar öncesi her gün her saat/ Babamdan sorduğum bayramlar hani/ Nur yağan geceler gündüzler nerede/ Neşe paylaştığım öksüzler nerede/ Dost yollar dost evler dost yüzler nerede/ Huzura erdiğim bayramlar hani.” Uzundur bu şiir, şiir dediğime bakmayın, türküleştirilmiştir ama uzundur, meraklısı arar bulur, ben son dörtlüğünü alacağım buraya: “Bayram af günüdür barış günüdür/
Bayramlar rahmete giriş günüdür/ Bayram Hak menzile varış günüdür/ Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”
 
O bayramlar yok artık ama o insanlar da yok. Ve galiba eski bayramlara hasretimiz eski insanlara ve insanlığa olan hasretimizin türkülerle dışa vuruşu olsa gerek.
 
 

Yorum Yazın


Yorumlar0 Yorum


HANGİSİ; YAHUDİ Mİ İSRAİL Mİ?
GAZZEYE AĞLAMAK!
BİR OSMANLISPOR EKSİKTİ

BEN İSTEMEZ MİYİM?
YALANIN KÜÇÜĞÜ YA DA BÜYÜĞÜ!
İFTAR VE İFRAT!
GEÇ KALMIŞ BİR YAZI
DAHA ÖNCELERİ NERELERDEYDİNİZ?
DEVLET ADAMLARI HAYAL GÖRMEZ
EĞİTİM KENTİ OLABİLİR MİYİZ?