Kenan ÖZTÜRK

Düzköy'den çıktık yola

Kenan ÖZTÜRK

İnsan ve doğa; birbirinden ayırabilir misiniz?
Doğanın canlılarla nasıl bir bütün olduğunu…
Doğaya sahip çıkmakla insanın aslında kendisine sahip çıktığını…
Söylemeden geçmek mümkün değil.    
Konakladığımız yerin arka tarafında farkında olmadığımız güzelliklere sahibiz.
Ülkemizde kim nerede ikamet ediyorsa emin olun çevresinde sayısız güzelliklerden maalesef önemli bir kesim bihaber. Birazda bu konuda umursamaz yapımız olduğu gerçek.
Doğadaki farklı güzellikleri ve yaşamı keşfederken, doğadan kendinizi soyutlayarak açık hapishane hayatından kurtulmanızı istiyoruz.  
Şehrin gürültüsünden, alış veriş merkezlerinin kalabalığından uzaklaşacak alternatifler varken, hem bedenimize, hem de ruhumuza işkence ediyoruz. Hâlbuki doğada keşfedilen her güzellik yaşam kalitesine katkı sağlıyor.   
Karadeniz doğal güzellikler açısından oldukça cömert diyoruz da…
Ülkemin bu anlamda neresi eksik ki?
Yöremizin köyleri, yaylaları, dağları, ırmakları, şelaleleri…
Geçtiğimiz hafta Trabzon Düzköy’de kahvaltı yaparken gözlerimiz kuş uçumu güzelliklere adeta saldırıyordu. Yeni güzellikleri az sonra keşfedeceğimizi bilsek de doğanın muhteşem sunumuyla kucaklaşmaya kendimizi aç hissediyorduk.   
Önce Düzköy Çal Mağarası, girişinde şelalesiyle karşıladı bizi. Şelalenin kaynağının mağaranın dehlizlerinde ilerledikçe kendine yol bulan su yatağının güzergâhı olduğunu anlamıştık.
Yeryüzünün içi kadar dışı da ilgi çekici…  
Çal mağarasından ayrılıp zirvelere çıkarken yüzler hep aracın camından dışarıda.  
Dar ve tehlikeli yolları tırmanıp tüm vadiyi ayakları altına alan İmara Dağ evinde ikinci molayı verdik. Ev öyle bir yerde ki, çevresindeki manzarasıyla ziyaretçilere bu yetmez bir daha gelin der gibi.
Dört bir tarafınız dağlarla çevrili tepedesiniz.
Bir tarafınızda ürkütücü uçurumların yer aldığı, diğer tarafta erimeye henüz yeni yüz tutan karlarıyla muhteşem dağlar sizi selamlıyor.
Derin vadiyi zirveden seyretmek ise insana ayrı bir duygu veriyor.  
Köylerin arasından Tonya ilçesine geçerken, indiğiniz her vadi, çıktığınız her yokuş, döndüğünüz her tepe tüm görselliğiyle müthiş bir sunum sergiliyor.
Bir arkadaşımızdan ‘Amerika’nın Nevada’sı gibi’ sözünü duyuyoruz.  
Ama bizim ülkemizin dünyanın hiçbir ülkesinden aşağı kalır yanı yok ki…
Toprak ve dar yollarda ilerlerken birde bakıyoruz, insanı ürperten, dağcıların kamp kurarak yeni keşifler yaptığı Doğan Kaya kayalıklarının eteklerinde yol aldığımızı görüyoruz.
Ülkenin dört bir köşesinden ziyaretçi akınına uğrayan bu yerleri görünce, bazen bu güzelim yerlerin tanıtımında önemli bir eksiklik olduğunu düşünüyorum.
Dakikalarca aracımızın içinden gözlerimizi alamadığımız ormanların üzerindeki kayalıklar tek kelimeyle doğada ne arıyorsanız burada diyor.
Biraz mola versek diyoruz ama bu bölgenin her köşesine uzun bir zaman ayrılması gerekiyor.  
Bu arada yöre insanının baharın ilk günlerinde nasıl bir ekmek kavgasıyla bağında bahçesinde ter döktüğünü burada yazmak gerekiyor.
Tonya ve sonrasındaki güzellikler.
Bir sonraki yazıda.