Ergin KAHVECİ

Sağım solum sobe

Ergin KAHVECİ

Algı,

Propaganda,

İkna.

*

Etkileme;

Yönetme, yönlendirme, reklam etme, satma, sattırma;

Değiştirme, işlevselsizleştirme, monolog, gruplaştırma, sosyal cemaatleştirme.

*

Yıllar önce beyaz yakalı dokuz kamu görevlisi bir eğitim için Londra’ya gider. Londra’nın 20 km. dışında bir banliyöde otele yerleşirler. Bir an önce Londra’yı görmek isterler. Akşam yemeğinden sonra çıkarlar. Metro ile gitmek durumunda olduklarını öğrenirler. Ancak metro durağı 1,5-2 km. uzaktadır. Taksi’ye binmek yerine yürümeyi tercih ederler. Durağı bulurlar. Biniş kartı alacaklar; 4,5 £ bir biniş. Fazla tuzlu gelse de alırlar. Dönüş için de 4,5 £ öderler. İçlerinden biri otel görevlisine çat pat İngilizcesi ile bunun neden pahalı olduğunu sorar. Görevli 5 ya da 10 binişlik kart alırlarsa daha uygun olacağını söyler. Beş binişlik kart 9 £. Bir defalık için uygun gelir onlara. Ancak binişlerde turnikelerde bir şey fark ederler. Kartı basınca turnike 3-5 saniye açık kalıyor. İçlerinden bir uyanık anında pragmatist yaşam algısını konuşturur.

Ya hu biz neden teker teker geçiyoruz?

Hemen çözüm üretilir: Üç bayan kartı okutacak altı erkek’te onlarla beraber geçecek.

Tercüman itiraz etse de, dedik ya faydacı, çıkarcı bir kültür algısı var diye; dinlemezler.

Bir tur, iki tur derken, birden etrafları onlarca güvenlik tarafından sarılır.

Yani sobelenirler.

İçlerinden ben diyeyim 90 siz deyin 100 kg, boylu poslu siyahi bir görevli başlar saydırmaya. Hem saydırır hem de duvardaki panoyu işaret eder:

Penalty 50 £.

Eyvah yandılar.

Bu defa başka bir algı devreye girer ve milliyetçilikduyguları kabarır.

Muzip ve uyanık olan biri, hemen tercümanın kulağına eğilir ve: Sakın Türk olduğumuzu söyleme, Yunan’ız biz, de, der.

Tercüman bunu uygular.

Bağrışma, çağrışma sonrası paçayı kurtarırlar.

Bu defa bırakın 3-5 sn içinde ikişerli üçerli geçmeyi, tek geçmek için bile 3-5 sn. beklerler.

*

Bir iki gün önce Kanal İstanbul mevzuunda bir yetkili, güzergâhtaki arsaları Katar’lılar ya da yandaşlar değil CHP’lilerin aldığını söyler.

Ancak şu ana kadar bunu somut kılacak bir bilgi yok ortada.

Oysa bunun en kolay yolu, hemen kim, kimler, neden, nasıl gibi sorulara açıklık getirerek, devletin resmi kayıtları üzerinden referanslar göstermekti.

Yani net ve açık biçimde CHP sobelenmeliydi.

*

Şimdi başa dönelim.

Algı her şeydir.

Propaganda çok şeydir; iyi reklam eder, satar, sattırır. Tanıtır, teşvik eder. Tüketmeye ve tüketilmeye yönlendirir. Meta yani mal’ın ne olduğu önemli değildir. Arsa ya da soyut bir değer olması hiç önemli değildir.

Ve arkasında ikna vardır. İkna edince ve edilince aranacak başka bir şey de yoktur.

Jean Baudrillard’ın dediği gibi“tüketim toplumu” bütün değerleri silikleştirir. Temizler. Taklidi taklit eder. Sizi sizden alır ve sanal dünyada olmayan bir“hiper-üst-gerçekliğe” taşır. Yani siz artık bedensizleşirsiniz.  Zihin-beden ikiliğinden, uyumundan ayrılırsınız. Bir an da sanal dünya da olmayan bir siz olursunuz. Yani uyanıkken uyur-gezer olursunuz ama beden ile değil, hayalen!

Tek sorun isesobelenmek olur.

Dikkat edin sobelenmeyin.

Çok kötü bir duygudur.