Kenan ÖZTÜRK

Kurumların Gerçek Sahibi

Kenan ÖZTÜRK

                İlgi ve alakasızlığın dillendirildiği...
                Kimsenin yüzüne bakılmadığı...
                Memnuniyetsizliklere çözümlerin arandığı...
                Kamu hizmetinden duyulan malum yakınmaları.
               Ne kadar sık duyarız değil mi?
                Gün geçmiyor haklı haksız kurumlar eleştirilerden nasipleniyor. 
                Kanunlar, yönetmelikler, kurallar...
                Bunları uygulamakla yükümlü kurumlar.              
                Kırk yıla yakın kamu çalışanı olarak bu eleştirilerden pay çıkarıyorum elbette.
                Doğrusu kamusal alandan vatandaşın mutsuz ayrılışı inanılmaz rahatsız eder beni.
                Kamu hizmeti gerçekte kimlere veriliyor?
                Elbette bu ülkede yaşayan herkese.
                Aslında bu hizmetleri karşılıklı birbirimize veriyoruz.
                Hepimizin farklı kurumlardan talebi olmuyor mu?
                Hem de ne kadar...
                Geçenlerde bir vatandaş çalıştığım DSİ 71. Şubede.
                Talebini nasıl dillendireceğini, kimle görüşeceğini bilmiyor.
                Düşüncesini kâğıda dökebilecek durumu da yok.
                Çırpınışlarına duyarsız kalmayan arkadaş vatandaşı odasına aldı. Sorunuyla ilgili teknik bilgisi olmamasına rağmen soruşturarak kişinin talebini resmiyete hazır hale getirdiler.
                Bende bu tabloyu memnuniyetle takip ediyorum.
                Vatandaşın ise şaşkınlığı mutluluğuna karışmış.
                Sanki sorununa nihai çözüm bulmuş.
                Evrakları teslim ederken üzerinden sanki büyük bir yük kalkmış.  
                Yüzündeki memnuniyet, kapıya yönelirken minnet duyguları...
                Teşekkürler, dualar, kolaylık dilemeler...
                'Bu kadar olur' dedim içimden.
                Çok mu zor vatandaşa bu şekilde davranmak.
                Çok mu zor vatandaşı yüzü gülerek gönderebilmek.
                Başka kurumlarda problemimize kolaylık getirilirse nasıl bir duygu yaşarız acaba?
                Sorun belki de kendimizi karşıdakinin yerine koymayışımız.
                Vatandaşın talebi nasıl sonuçlanır bilemeyiz ama ona gösterilen ilgi kendisinde farklı bir pencere açacaktır diye düşünüyorum.
                Çok hoş bir tabloydu.
                Demek ki istenirse oluyormuş.
                Vatandaş ayrıldıktan sonra yardım eden arkadaşa döndüm.
                'Vallahi bu kadar olur. Sana çok teşekkür ediyorum' dedim.
                O da bu iltifata şaşırırdı.
                Görevimiz zaten der gibiyken ekledi.
                'Ağabey vatandaşı yüzü asık göndermek bize yakışmaz. Onların varlığı bizim ekmek yeme sebebi. Utanırım kurumumuzdan mutsuz ayrılmasından.'
                'Kurumların gerçek sahibi onlar' anlayışına sahip arkadaş.
                Keşke tabloya hepimiz senin baktığın pencereden bakabilse.