Kenan ÖZTÜRK

Hayırlı Ramazanlar

Kenan ÖZTÜRK

 

Müminlerin özlemle beklediği,

Birlikteliğin, beraberliğin, sosyalleşmenin,

Yardımlaşmanın, merhametin, şefkatin vakti...

Camilerin, evlerin, sokakların ibadetle donatıldığı,

Sofralarda bereket ve duaların buluştuğu,

On bir ayın sultanı "YâŞehr-i Ramazan", hoş geldin!

Son iki yılda gelmişti ama öyle gelmişti.

Virüs dünyayı esir almış, ibadethanelerin kapılarına adeta kilit vurulmuş, aileler aynı sofrayı paylaşmaktan çekinmişlerdi.

O günler bir daha geri gelmez inşallah.

İnsanoğlunun manevi atmosferi zirveye taşıdığı, aslında yılın on iki ayında olması gereken duyguları yoğunlaştıran ay.

Ellerin gökyüzüne daha fazla açılarak,

"Allah'ım, günahlarımızı affeyle.

Geçmişlerimize rahmet; bizlere sağlık, sıhhat, afiyet ver.

Bizleri her türlü kazadan, beladan, görünür görünmez tehlikelerden, musibetlerden, hastalıklardan uzat tut.

Bizlere her iki cihanda da iyilik ve güzellikler ihsan eyle.

Devletimizi, milletimizi her türlü tehlikeden uzak tut.

Askerlerimize, polislerimize, güvenlik kuvvetlerimize güç kuvvet ver. Onlara kurulan tuzakları bertaraf eyle. Tuzak kuranları da ıslah eyle, ıslah olmayanları kahrı perişan eyle.

Virüs belasını bir daha gelmemek üzere yeryüzünden yok et.

Müslümanlar başta olmak üzere tüm fakir/fukara, mazlum/mahzun insanlara yardım eyle!"dualarıyla Mevla'ya sıkça yakarıldığı bir aydayız.

Bugünlerde sıkıntılar had safhada, insanımız öylesine zorlanıyor ki.

Dünya aklımızın almayacağı sıkıntılara doğru gidiyor gibi.

Öyle de olsa çarşı pazar kaynıyor, ihtiyaçlar temin ediliyor.

Sofralar elden geldiğince diğer zamanlara göre az da olsa zenginleştiriliyor.

Kendimizi bir başkasının yerine koymanın ölçüsünün verildiği,'Acaba benim ulaştığıma ulaşamayanlar var mı?' denilen aydayız.

Günübirlik karnını doyuranlar, hatta dünyanın birçok yerinde açlık çekenler...

Onların ne yaşadıklarını ne kadar hissediyoruz?

Zor durumda olanları ne kadar anlayabiliyoruz?

Saatinde sofraya oturmayınca kıvrandığımız anları hatırlayarak aylarca yıllarca açlığa, sefilliğe, yoksulluğa terk edilenleri ne kadar düşünüyoruz?

Bizi yaratanın, günün yarısında aç kalmamıza ihtiyacımı var?

İbadeti sosyalleştirmeyi becerebildiğimiz ölçüde anlam kazanan günlerdeyiz.

Ramazan ayını tek değil hep beraber huşuyla yaşamanın derdinde olmalıyız.

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş...

Bereketinden nasiplenme dileklerimle...

Hayırlı Ramazanlar!